Seyyid Battalgazi

Halk Kahramanı, Seyyid
Halk Kahramanı, Seyyid
Malatya
6.yy, 680

Battal Gazi, yaklaşık olarak miladî 680 yıllarında Malatya’da doğdu. Babası Malatya Serdarı Hüseyin Gazi, annesi Saide Hatun’dur. Babası Hüseyin Gazi, Bizans topraklarına yapılan bir akında şehit düştü. Anadolu’da Seyyid Battal Gazi, Seyyid Battal ve Battal Gazi isimleri ile maruftur.

 

Asıl adının Abdullah ya da Cafer olduğu ileri sürülmektedir. Kendisi Hazreti Peygamber (s.a.v.)’in neslindendir. Nesebi İmam Cafer, İmam Zeynel Abidin yoluyla İmam Hüseyin’e ve Hz. Ali'ye ulaşır ve nesl-i paki olarak seyyiddir. Battal adının yiğitliğinin, cesaretinin ifadesi olduğu, güç ve kuvvetin sembolü olduğu gazilik unvanının da gazalarda gösterdiği kahramanlıktan dolayı verildiği bilinmektedir.

 

Battal Gazi 8. yüzyılda Emeviler devrinde yaşamıştır. Nitekim Battal Gazi’den bahseden Bizans ve Süryani kaynaklar da bunu teyit etmektedir. Battal Gazi’nin tarihî şahsiyetiyle menkıbevi şahsiyeti kaynaklarda ve hafızalarda birbirine karışmıştır. Battal Gazi’den bahseden Yakubi ve Taberî’den başlayarak Evliya Çelebi’ye gelinceye kadar pek çok kaynakta tarih ve menkıbe iç içedir. Battal Gazi'nin yaşadığı dönem, Anadolu'da Türk veya Arap olgusunun olmadığı bir zamandır. Hakkındaki kaynaklara, yani destanlar, mesneviler, menkıbeler ve halk hikâyelerine bakıldığında, kendisinin; Bizans’ın zulmünden bıkan halkın hakkını savunmak için halktan bir ordu topladığı ve Bizans ile savaştığı görülmektedir.

 

Battal Gazi, çalışkanlığı, cesareti ve kahramanlığı sayesinde komutanlığa, hatta Misis şehri valiliğine kadar yükselmiştir. Battal Gazi, sadece Bizans zindanlarına düşen Kılıçtaş’ı alperenleri değil, o zamanın heterodoks Hıristiyan’ı, bugünün Müslüman’ı Boşnakları da Bizans zulmünden kurtarmak için çaba harcamış, mücadeleler yapmıştır. Battal Gazi bilhassa 717-740 yılları arasında, Emeviler’in Bizans’a karşı yürüttükleri mücadelelerde rol almış ve hem Müslüman hem de Hristiyan kaynaklara yansıyan efsanevi şöhretini bu sırada kazanmıştır.

 

Taberî’de nakledilene göre Battal Gazi, 717 yılında Meseleme bin Abdülmelik komutasındaki İslâm ordularıyla birlikte İstanbul'un hem deniz hem karadan kuşatıldığı sefere katılmış, İmparator Leon’un direnmesi karşısında bu kuşatma 718 yılında sona erdirilmiştir. Anadolu’da menkıbevî şahsiyet olan Battal Gazi’nin adı etrafında, daha ilk kaynaklardan başlayarak, bir destanlar halesi meydana gelmiştir. Onun Rum seferlerindeki maceraları, Taberî’den başlayarak, Arap tarihçilerinde ve Bizans kronolojilerinde, ya birbirinden nakledilmek suretiyle yahut da birbirini tamamlayacak şekilde anlatılmıştır.

 

Battal Gazi’nin muharebelerini anlatan söz konusu kaynakların zikrettikleri bölge, şehir ve kasaba isimlerine bakıldığında onun başta Malatya, Kayseri, Afyon ve Eskişehir yöresi olmak üzere, el-Cezire ve Suriye bölgelerinde akınlarda bulunduğu görülür.

 

Hiç şüphesiz bu coğrafya gerçek muharebelerin vuku bulduğu coğrafyadır.720 yılında Battal Gazi ve Melik Gazi 20 bin kişilik bir kuvvetle, Akroenes Savaşlarında Leon ve Konstantin komutasındaki Bizans ordusu ile çarpışmakta olan İslâm ordusunun yardımına gelirler. Savaş çok şiddetli geçer ve her iki taraftan da çok sayıda insan ölür. Bugünkü Afyonkarahisar yakınlarından bulunan eski ''Akroinon'' mevkiinde vukua gelen büyük savaşta Battal Gazi şehit olur ve İslâm ordusu Şuhut’a çekilir. Akrenion'a yaklaşık 100 km. uzaklıktaki Seyitgazi’ye de defnedilir.

 

Battalname’de Battal Gazi’nin Anadolu’da Hıristiyanlarla yaptığı savaşlar konu edilmektedir. Bu savaşlarda merkez saha genellikle Malatya yöresidir. Savaşlar İslâmiyet-Hıristiyanlık mücadelesi şeklinde dinî bir hüviyet taşır. Cihad ve gaza ruhu kendini kuvvetli bir biçimde hissettirir.

 

Battal Gazi bu savaşlarda bir “evliya” karakteri sergiler. Düşmanlarla savaşır; okuduğu dualarla büyüleri bozar; ateşte yanmaz; göz açıp kapayıncaya kadar uzun mesafeler aşar; Hızır’la yoldaştır, sıkışık zamanlarda ondan yardım görür. Kâfirleri İslâm’a davet eder, İslâmiyet’in yayılmasını sağlar. Her savaşın sonunda elde ettiği malı mülkü din uğruna savaşan yiğitlere dağıtır.

 

Türk gazi tipinin mükemmel bir örneğini aksettiren Battal Gazi, gerek kahramanlığı, gerekse evliya karakteriyle Anadolu insanı üzerinde son derece etkili olmuştur. Bu yüzden de Battalname Anadolu halkı arasında asırlarca sözlü olarak yaşamıştır.

 

Ayrıca Anadolu dışında yaşayan Türk toplulukları arasında da sevilmiş, yazılıp okunmuştur. Tamamen Müslüman Türk geleneklerine göre meydana getirilmiş olan Battalname’nin yazıya geçiriliş tarihi henüz kesin olarak tayin edilememekle birlikte, eserin 11-12. yüzyıllarda Danişmendliler zamanında söylendiği ve Danişmendnâme’nin yazılış tarihi olan H.643’ten (M.1245-1246) önce yazıldığı tahmin edilmektedir.

 

Battalname’nin bugün bilinen nüshaları arasında yazıldığı döneme ait olanı yoktur. Eldeki nüshalar daha sonraki dönemde yazılmışlardır. Bilinen en eski nüsha H.840 (M.1436-1437) tarihini taşımaktadır (Arkeoloji Kitap, nr. 1455). Battalname, Darendeli şair Bakai (ö. 1785) tarafından H.1183/M.1769 de manzum olarak da yazılmıştır.